adsense
Oyun

Factorio: Fiyatı Küçük Koca Yürekli Oyun

Gezegenler arası bir yolculuk yaptığınızı düşünün. Roketinizde bir sorun yüzünden acilen en yakın gezegene inmelisiniz yoksa uzayın sonsuzluğunda öylece süzüleceksiniz. Gözünüze bir gezegen kestiriyorsunuz ve gerekli işlemleri yapıp oraya doğru yöneliyorsunuz. Aksilikler peşinizi bırakmadığı için inişte de sorunlarla karşılaşıyorsunuz ve roketiniz yere çakılıyor. Bir müddet sonra gözlerinizi açıyorsunuz çevrenizde gördüğünüz şeyler farklı bir toprak, tamamen farklı bir bitki örtüsü ve kocaman bir enkaz yığını. Kendinize gelmek için biraz zaman geçmesine izin veriyorsunuz. Çok uzaklarda hareket eden garip yaratıklar olduğunu fark ediyorsunuz. Peki yanlarına gitmeli misiniz? Ya saldırgan yaratıklarsa? Bu sorular bir kenarda dursun yapmanız gereken şeyleri bir düşünün. Ya öylece bekleyip zamanı gelince açlık ve susuzluktan öleceksiniz ya da tembelliği ve korkuları bir köşeye atıp buradan kurtulmayı düşüneceksiniz. Şimdi tam zamanı enkaza koşun ve neler bulabileceğinize bir bakın.

1 gün geçiyor, 2 gün geçiyor eninde sonunda işe yarar birkaç malzeme buluyorsunuz. 1 tane sondaj makinesi 1 tane de fırın başlangıç için işe yarar aletler. Bir miktar da demir parça buldunuz. Kazma yapmak için işe yarar gibi görünüyor. İlk iş belli oldu, hemen bir tane kazma yapmalısınız ve yakıcı maden sondajınız için kömür kazmalısınız. Unutmayın zaman daralıyor ve yaratıklar evrimleşip genişlemeye çoktan başladılar bile. Size ulaşmalarını istemezsiniz.

Factorio Seri Üretim Hattına Geçiş Süreci

Sondajınız için kömür kazmaya gidiyorsunuz. Kazma ile bir hayli kolay oluyor kazma işi. İlk kömürünüzü elde ettiniz şimdi sırada sondajınızı yerleştirme var. Bu tamamen size kalmış. Etrafınıza yeniden göz atıyorsunuz ne tür madenler var olduğunu görmek için. Demir, bakır, taş, kömür gibi maden yataklarının olduğunu fark ediyorsunuz. Tıpkı Dünyanızda ki gibi. Şöyle etraflıca bir düşününce yeni sondaj makineleri için demir gerektiğini fark ediyorsunuz fakat kömürü elle kazmak da aşırı zor ve yorucu. Ben olsam kömür madenine koyardım tabi sizin planınız nedir bilemeyiz.

Biraz daha zaman geçiyor yeni sondaj makineleri yeni fırınlar birbiri ardına üretiliyor. Sonrasında aklınıza bir fikir geliyor. Ben neden üretimi otomasyona bağlamıyorum ki? İşte bu fikir dönüm noktası oluyor kurtuluş amacınız için. Otomasyon makinesini üretiyorsunuz, hammaddeleri taşıma bantlarından makineye gönderiyorsunuz ve geriye dönüp bir bakıyorsunuz ki kendinize bir üs kurmuşsunuz. Sonra uzaklardan bir ses, gizemli, korkutucu ve ürpertici. İlk günleri hatırlıyorsunuz. Kurtuluş planınıza o kadar dalmıştınız ki gezegende yalnız olmadığınızı çoktan unutmuşsunuz. Sonra gökyüzüne baktığınızda o korkunç manzarayı görüyorsunuz hava kirliliği. Üzerinizde ki kıyafetten dolayı kokunun ve kirliliğin farkına varmamış olduğunuzu anlıyorsunuz. Artık çok geç çünkü kirliliği önleyen bitki örtüsünü çoktan kesmiş ve yakacak olarak kullanmışsınız bile. Sakinleşmeniz gerekiyor. Oturun ve rahatlayın.

Çevredeki Canavarlarla Savaşın!

Bir müddet her şeyi oluruna bırakıyor ve tepeden üssünüzü izliyorsunuz. Etrafınız resmen sarılmış durumda ve olası bir saldırıda onları engelleyecek hiçbir şey yok. İlk gün enkazdan bulduğunuz az mermi bir de tabanca ile olacak iş değil hemen bir çözüm bulmalısınız. Evet! İşte bu. Otomasyon makineniz ne güne duruyor? Koşun ve silah üretin. Kendinizi savunun. Hatta işi daha da büyütüp otomatik silah kuleleri ve bunları koruyan duvarlar üretin. Üretim başarılı devam ediyor bir yandan üretilirken siz de duvarları yerleştirip arkalarına silah kulelerini koyuyorsunuz. Artık rahat bir nefes alma zamanı. Tebrikler! Artık güvendesiniz.

Zamanla gelen yorgunluk ve yalnızlık psikolojisi sizi yiyip bitiriyor. Arada sırada yeter artık diyeceğiniz oluyor fakat Dünya’da sizi bekleyenleri hatırlayınca kendinize geliyorsunuz. Bu kadar teknoloji ile neden robot yapmıyorum? Sorusunu soruyorsunuz kendinize. Şöyle bir düşününce mantıklı geliyor ve gerekli olan malzeme listesini çıkarıyorsunuz. Motorlar, piller, elektronik komponentler ve diğerleri. Elde yapmak imkânsız gibi o yüzden kurtarıcınız olan otomasyon makinesine koşuyorsunuz. Çok eski olduğunu ve ince işleri yapamadığını fark ediyorsunuz kısa bir hayal kırıklığının ardından küçük bir düşünmeyle otomasyon makinesinin geliştirilmesi ve aynı zamanda sayısının artırılması gerektiğine karar veriyorsunuz. Günlerce emeğin sonunda biten projeniz takır takır çalışıyor ve size yardımcı olacak robotlar, hava araçları, radarlar birer birer sahaya çıkıyor. Başınızın üstünde uçan ve her ne olursa olsun sizi asla bırakmayacak olan robotları her görüşünüzde yüzünüz gülüyor ve mutlu oluyorsunuz.

Bulunduğunuz Gezegenden Gitme Vakti

Şöyle bir radarlarınıza, üssün genel durumuna bakmak için aynı zamanda da ayların yorgunluğunu atmak için bir köşeye çekiliyorsunuz zaten sizin işinizi biricik robotlarınız hallediyor. Duvarlar sağlam, silah kuleleri sağlam, elektrik geliyor, üretim tıkır tıkır saat gibi işliyor. Gökyüzüne bakıp “Çok az kaldı” diyorsunuz. Artık kendinize birkaç gün izin verme vakti. Çalışmayı bırakın ve canınız ne isterse onu yapın. Son işinizi çok yorucu olacak.

Her şey hazır. Bu gezegenden kurtulmanın zamanı geldi. Kurtuluşun heyecanı ve coşkusuyla roketi üretmeye başlıyorsunuz. Bir hayli zorlu ama sizi bekleyenlerin umutları gücünüze güç katıyor ve robot evlalarınızla üretimi başlatıyorsunuz. Otomasyon makineleri, petrol rafineleri, taşıma bantları ve daha niceleri hepsi emrinize amade ve tek bir amaç için çalışıyorlar. Sizin buradan kurtulmanız için. Ardı ardına taşınan malzemeler, biten piller, üretilen robotlar hepsi sizin için çalışıyor. Roketiniz neredeyse bitti. Son iş yakıt yüklemek. Artık kurtulabilirsiniz.
İçinizde bir burukluk ile, sistemlerin her birini teker teker kapatıyorsunuz. İlk zamanlarda ölmeye karar verdiğiniz tepeye çıkıp içinizden “Ölmedim ve seni yendim yabancı gezegen!” diye bağırasınız geliyor. Ardından bir zamanlar uzakta olan yaratıklar ile silah kulelerinizin canı pahasına olan amansız savaşını izliyorsunuz. Yıkılan kuleler, ölen yaratıklar birbirine karışmış şekilde gözlerinizin önünde öylece duruyor. Onlar için de üzülüyorsunuz fakat elinizden ne gelebilirdi ki?

Yavaş adımlarla roketinize doğru ilerliyorsunuz. Otomasyon kolları, makineler evladınız olan robotlar hepsi sizi uğurlamak için öylece size bakıyorlar. Duyguları olsa ağlayacaklarını düşünmeden edemiyorsunuz. Sonunda roketinize vardığınızda kafanızı döndürüp sağ omzunuz üzerinden geride bıraktığınız gezegene bir bakıyorsunuz. Kurtuluşunuz için çalışan onca makine, robot size bakıyor. Kendi canları pahasına sizi koruyan duvarlar ve silah kuleleri tüm heybetiyle öylece duruyorlar. İçinizden buruk bir teşekkür ile evlatlarınıza veda ediyorsunuz ve yolculuk için kapıyı kapatıyorsunuz. Kim bilir bir gün bir arkadaşınızla geri gelirsiniz belki.
Bir hayatın kurtuluş hikayesi: Factorio.

Bir önceki yazımız olan Don’t Starve: Yemek Tarifleri başlıklı makalemizde Don't Starve, Don't Starve Yemek Malzemeleri ve Don't Starve Yemek Nasıl Yapılır hakkında bilgiler verilmektedir.

Etiketler
adsense

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı